Blog

Geliştiren Bakım: Eğitim Sektörünün Rolü

Yayınlandı 22 Ocak 2018 – Yayınlayan Joan Lombardi

Yeni yılla birlikte çeşitli tahminler yapılır. Benim öngörüm de şu şekilde: 2018 yılında erken çocukluk gelişiminin kazandığı ivme artmaya devam edecek. Tabi ki, bunun ardında, erken çocukluk döneminin uzun vadeli sağlık, davranış ve öğrenme sonuçları üzerindeki önemiyle ilgili gittikçe artan miktarda kanıt yatıyor.

‘Geliştiren Bakım önümüzdeki yıl içerisinde erken çocukluğun her alanında merkezi öneme sahip olacaktır. Önemli makaleleri bir araya getiren Lancet Erken Çocukluk Gelişimi Dizisi’nde (Black ve diğerleri, 2017), geliştiren bakım kavramının beş bileşene sahip olduğu yazmaktadır: sağlık, beslenme, güvenlik ve emniyet, ulaşılabilir ebeveynler ve erken öğrenme. Geliştiren bakımın ardında yatan kavramlar, gelişim alanlarının birbiriyle bağlantılı ve etkileşim halinde olduğunu aynı zamanda birbirini karşılıklı olarak güçlendirebileceği gerçeğini vurgulamaktadır.

Mayıs 2018’de, Dünya Sağlık Asamblesi’nde, geliştiren bakım için başlatılacak çerçeve, sektörler arasındaki eşgüdümün önemini vurgulayacaktır. Bu, küçük çocukların hayatta kalmaları ve gelişmeleri için geleceğe doğru atılan çok önemli bir adımdır.

Fotoğraf: Oded Antman / Bernard van Leer Vakfı

Geçtiğimiz on yıllarda öğrendik ki erken çocukluk gelişimi alanında etki yaratmak için sektörler arası çabalara ihtiyaç duyulmaktadır. Sağlık sektörü, yaşamın ilk yıllarında özellikle önem taşıyan bir role sahiptir; fakat bu sektör çocuklar için geliştiren bakımı yaygınlaştırma çabalarını ancak eğitim, çocuk koruma ve diğer sektörlerle işbirliği yapması halinde güçlendirebilir. Aşağıda, eğitim sektörünün geliştiren bakımı nasıl destekleyebileceği ile ilgili altı tavsiye yer almaktadır.

  1. Eğitimin doğumla başladığı gerçeğini desteklemek. Bildiğimiz gibi, eğitim çocukların okul kapısından içeri girdikleri günü beklemez. Eğitim sektörü, geleneksel olarak daha ziyade daha büyük yaştaki çocuklara hizmet etmiştir. Ancak daha yeni yeni okul öncesi çağdaki çocukları dahil edebilmiştir. Bu rağmen, eğitim kurumları üç yaşın altındaki çocuklar için de erken öğrenmeyi desteklemede önemli bir rol oynayabilir.
    Bir yandan sağlık ve çocuk koruma kurumları ebeveynlere yönelik birçok program geliştirirken okullar da daha küçük yaştaki kardeşlere ulaşmada ve ebeveyn grupları için bir destek merkezi olarak işlev görmede önemli bir rol üstlenebilirler. Ayrıca, eğitim kurumları erken öğrenmeyi desteklemek için toplum temelli çocuk bakım programlarıyla işbirliği yapabilir. Eğitim kurumları, erken çocukluk döneminin ilk aşamalarından itibaren çalışmaya başlayarak erken çocukluk dönemi boyunca eğitimde devamlılığı sağlamaya yardımcı olabilirler.
  2. Sosyo-duygusal gelişim ve bilişsel gelişim, dil gelişimi ve diğer gelişim alanlarını güçlü bir biçimde vurgulamak. Dünya çapında gittikçe artan sayıda çocuk okul öncesi eğitime katılmaktadır. Müfredat ve genel olarak programların gelişim aşamalarına uygun olmasını ve daha üst yaş grubundaki çocuklara uygun müfredatın daha küçük yaş gruplarında uygulanması anlamına gelmemesini sağlamalıyız. Bu, çocukların ihtiyaçlarını bütüncül bir biçimde destekleyecek geliştiren ortamların varlığını sağlamaya devam etmemiz çok önemlidir.
    Hayat boyu öğrenmenin temeli, küçük çocukların sosyo-duygusal gelişimlerinin merak, motivasyon, güçlü bir benlik kavramı, öz düzenleme ve kendi dil ve kültürünü takdir etme özelliklerini destekleyen bir ortamda güçlendirilmesiyle atılır.
  3. Sağlık alanında iyi uygulamaların ve yeterli beslenmenin her okul öncesi programda ve diğer erken çocukluk programlarında yer almasını sağlamak. Hayatın ilk 1000 gününde sağlık ve beslenmeye yoğun bir biçimde odaklanmanın gerekliliği artık kabul görmüştür ve bu odak odak hayatın ilerleyen yıllarında da devam etmelidir. Okul öncesi eğitim kurumları ve erken çocukluk dönemi programları daha iyi beslenme ve fiziksel gelişim ve iyi olma halinin geliştirilmesi için mükemmel bir ortam oluşturur.
    Toplum sağlığı, beslenme ve yerel eğitim kurumları arasındaki iş birliğinin olması en sağlıklı öğünlerin sunulması ve bol miktarda fiziksel aktiviteyle sağlıklı gelişimi destekleyecek tedbirlerin alınması açısından çok gereklidir.
  4. Aile katılımını kaliteli erken çocukluk programlarına temel bir öğe olarak dahil etmek. Erken öğrenme programları ailelere ulaşmak için bir ‘‘kapı’’ işlevi görmektedir. Eğitim geleneksel olarak çocuklara odaklanmıştır; ancak, gittikçe artan sayıda kanıt ailelerin rolünün önemine işaret etmektedir. Aile katılımı, kaliteli bir programın merkezinde olmalıdır.
    Erken çocukluk programları, ailelerin gönüllü olmasını, eğitilebilmesini, karar alma mekanizmalarında seslerinin duyurulmasını ve aileler arasında bir sosyal ağ oluşumunu destekleyebilir. Hedefimiz, ailelerin kendilerini daha güçlü hissetmelerini sağlayarak onların çocuklarının hayatında oynadıkları önemli rolle ilgili olarak kendilerine güvenmelerini sağlamaktır.
  5. Sosyal koruma programlarıyla işbirliği yapmak. Erken öğrenme ancak bir destek ağına ve yeterli miktarda kaynağa sahip olan ailelerde başarılı olabilir. Yoksulluk, tecrit, şiddet ve diğer etkenler gelişimi destekleyen bir ortamı sağlama çabalarını sekteye uğratabilmektedir. Birçok erken çocukluk programının ağ oluşturma, istihdam ve eğitim fırsatları yaratabilmeleri için topluma hizmet veren diğer kurumlarla işbirliği yapmaları gerekecektir.
    Eğitim ve sosyal koruma kurumları, bir arada hareket ederek hem çocuğun hem de ailenin iyi olma halini destekleyecek ‘‘ailenin bütününe’’ yönelik bir yaklaşım sunabilirler. (Aspen Institute, 2016).
  6. Özel ihtiyaçları olan çocukları dahil etmek ve en kırılgan çocuklara ulaşmak. Her çocuğun erken çocukluk programlarına erişim hakkı bulunmaktadır. Okul öncesi eğitim yaygınlaşırken engeli olan çocukların da bu sisteme dahil edilmesi gerekiyor. Aynı zamanda öğretmenlerin ve yöneticilerin de bu çocukların başarılı olmalarını sağlamak için onları desteklemeliyiz. Dünya çapında ailelerin parçalanmasına, göçün artmasına neden olan durumlar, erken çocukluk programlarının uygulanmasını daha zorlu hale getirmektedir.
    Güvenlik ve emniyetin sağlanması temel bir ihtiyaçtır ve geliştiren bakım kavramının temel bir bileşenidir. Kırılgan çocuklara erişim ve onlara yönelik duyarlılık bir öncelik olmalıdır. Çocuk koruma ve eğitim özellikle ilk yıllarda el ele yürümelidir.

Yeni bir yıla girerken, gelin hep birlikte erken çocukluğa yönelik ilgideki artışı kutlayalım ve tüm küçük çocuklar için en iyi düzeyde bakımı yaygınlaştıralım. Çalışmalarımıza sağlıklı ve başarılı çocuk gelişimi ile güçlü ve geliştiren bakım sunan aileler için farklı kurumlar arasındaki ortaklıklara yönelik ihtiyacı vurgulayarak başlayabiliriz.

Joan Lombardi, Kıdemli Danışman, Bernard van Leer Vakfı


Kaynakça

Black, M.M. ve diğerleri. (2016). Early childhood development coming of age: Science through the life course. The Lancet 389 (10064): 77-90. Makaleye bu bağlantı üzerinden erişebilirsiniz. (Erişim Tarihi: Aralık 2017).

Aspen Institute ve Bernard van Leer Vakfı. (2016). Breaking the Cycle of poverty: whole family approaches. Makaleye bu bağlantı üzerinden erişebilirsiniz. (Erişim Tarihi: Aralık 2017).